Sitemizde şuan toplam 5600 film bulunmaktadır.

Kayıp Şehir izle

0
( Yüksek Kalite )
2.198
FILM BILGILERI 3 sene önce eklendi
Kayıp Şehir izle

Kayıp Şehir izle, Kayıp Şehir full izle, Kayıp Şehir türkçe dublaj izle, Kayıp Şehir hd izle, 1950 yıllarında Küba'yı etkisi altına alan devrim kargaşası barışçı entelektüeller ve eylemci siyasetçilerin ayaklanmasına sebep olur. İnsanlar, barışçıl politikayı boş verip silahlanmaya ve suikastlara başlarlar. Batista hükümetinin çöküşü ve Fidel Castro'nun yükselişi döneminde elindeki gece kulübünü kaybetmemeye çalışan bir kabare sahibinin hayatını konu almaktadır.

Tür: Dram Filmleri, Gerilim Filmleri, Türkçe Dublaj Filmler, Yabancı Filmler

YORUMLAR Yorum Yapmak Istermisiniz ?
 

“Kayıp Şehir izle” filminde 2 Yorum bulunuyor.
  1. Sosyalist - 6 ay önce demiş ki:

    Küba dogumlu olmasina ragmen, sapina kadar kapitalist olmus bir Andy Garcia’dan, Küba devrimine dair sözde bir elestiri… Yönetmen, Küba’da yasanan devrim ile birlikte hayatlari darmadagin olan bir ailenin, cok dramatik öyküsünü anlatiyor bize! Fakat gelin görün ki, Küba’da yasanan devrim hakkinda biraz bilgi sahibi iseniz, filmin size bir dram gibi görünmesi mümkün olmuyor. Andy Garcia, iyi bir film yapmaya cabalamak yerine, Amerikali bir siyasetci ya da is adamlari gibi, Küba devrimini elinden geldigince kötü göstermeye calisan bir filme imza atmis. Filmde Che bile, adeta simarik bir kapitalist, Fidel ise tam bir canavar olarak gösterilmek istenmis. Bu arada filmde Che’yi canlandiran bir oyuncu varken, Fideli canlandiran bir oyuncu yok. Bir iki yerde sirtindan görebiliyoruz yalnizca. Ya da Fidel’in gercek görüntülerinden montajlari.
    Andy Garcia bu filmi, hicbir seyden haberi olmayan Amerikan halki icin cekmis sanirim. Cünkü filmde kullandigi tek yol yalnizca duygu sömürüsü yapmak…
    Öyküsünü izledigimiz Küba’li aile, varlikli bir aile ve filmde, geleneksel olarak tüm aile fertlerinin her pazar mutlaka saat tam altidaki aksam yemeginde bulusmalari filmin önemli bölümlerinden. Aile fertlerinin birbirlerine ne kadar bagli olduklarini, nasil da sevgi saygi dolu bir aile olduklarini falan yalnizca bu masanin etrafindaki sahnelerle anlayiveriyoruz. Izledigimiz yüzlerce örnekte görüp, ögrendimiz üzere, bu ‘aksam yemekleri’ sahneleri, Amerikan filmlerinin vazgecilmez sahneleri gibidir. Ve bazi filmlerde bu sahneler gercekten cok saglam diyaloglarla aileyi ya da islenen konuyu daha yakindan tanitmayi basarmislardir. Fakat az önce de söyledigim gibi, amaci iyi bir film yapmaktan cok uzak olan Sayin Andy Garcia’nin filminde bu sahneler, bir kac basit simgenin etrafinda toplaniyor yalnizca. Babanin yemek saatine gösterdigi hassasiyeti, esas oglanin(Tabii ki Andy Garcia) tüm aile fertlerini tek tek öpmesi, özellikle babasini kelinden öpmesi gibi bir iki sevgi gösterisine, bir iki yavan espri katilmis sahnelerle, aileyi cok derinden tanimis oluveriyoruz. Tabii ki yalnizca bu sahneler yok filmde. Fakat diger sahneler de bu yemek sahneleri gibi, sig Amerikalilar icin hazirlanmis kivamda.
    Holywood sinemasi icin aile cok cok önemlidir. Aileni koru da, ne yaparsan yap! Sorun degildir Hollywood icin. Yalnizca aile en önce gelir. Geri kalan degerler ya da kisiler önemsizdirler. Bir trajedinin nedenleri, nicinleri, öncelikli olarak önemli degildir, trajedinin, bir ailenin basina gelmis olmasidir öncelikle önemli olan.
    Andy Abim de Amerikan halkinin bu özelligine inanarak olusturmus tüm senaryoyu. Fakat, basimizi ailenin basina gelen trajediden biraz kaldirip, filme biraz daha genis bir perspektiften baktigimizda, gördüklerimizden anladiklarimiz farklilasiyor. Cünkü tüm bir ülkenin özgürlügüne kavusmasinin yaninda, bir ailenin, sahip oldugu mal varligini yitirmesi ne kadar trajedi olabilir ki?
    Mr. Andy Garcia’nin, filmde, ülkesinin özgürlük hareketine yardim etmek yerine, ABD’ye giderek, orada yari ac, yari tok bir sekilde yasamayi tercih etmesini, filmde canlandirdigi, ülkesini cok ama cok seven bir Küba’linin penceresinden bakarak degerlendirdigimizde, anlamak mümkün degil. Bana, ülkesini sevmekten daha ziyade, sahip oldugu mali mülkünü seviyormus gibi geldi. Cünkü ülkesinde onun hayatini tehdit eden bir durum yok aslinda. Yalnizca sahip olduklari topraklara el konulup, halka dagitilacak. Küba halkina! Hani abimin cok sevdigi ülkesinin ac insanlarina. Hepsi o kadar!
    Ama yok, hal böyle olmasina ragmen, melekler gibi hep beyaz giyen ve ayni zamanda ülkesini de ailesini de cok seven, yetmiyormus gibi bir de romantik asik Andy, her seyi geride birakakarak, ABD’de önce yari ac yari tok bulasikcilik yapmayi, (Ay ne kadar özverili bir abimmis bu böyle yahu. Fenalik gecirecegim.) sonra da mafia ile birlikte calisarak, yeniden zengin olmayi tercih ediyor.
    Fakat en vurucu yer filmin sonuna saklanmis. saksafon calinmasini yasaklayan bir devrimden kurtuldugu icin, fakir ama gururlu abim, ABD topraklarinda iken memleket hasreti ile dolmus yüregini bize bir Jose Marti siirini okuyarak anlatir. Biricik A. Garcia’miz, bir Jose Marti siirini kullanarak burada asil devrimcinin kendisi ve onun gibi olanlar oldugunu söylemeye calismis sanirim. Jose Marti’yi anlamaktan coook uzak bir davranis. Bir o kadar da zavallica. Jose Marti bilse, duysa kahrindan bir kez daha ölürdü herhalde!
    Film Küba’da cekilmedigi icin, nerede ise hic genis aci görüntü kullanilmamis. Bu da öyküsü Küba gibi bir adada gecen bir film icin büyük zaafiyet bence. Dedim ya patron Andy’nin niyeti, iyi bir film yapmak olmamis hic.
    Bu filmin penceresinden Küba devrimini degerlendirecek olan insanlar icin uzgünüm, Ne yazik ki gercegi göremeyecekler, anlayamayacaklar…
    Yanlis bilgilerle aklinizi karistirmayin bence. Gidin baska bir yalani, ama zaten yalan oldugunu bildiginiz baska bir filmi izleyin.

  2. hakan - 9 ay önce demiş ki:

    askldjajslkladskldaksjdkas